Yazı Detayı
13 Ekim 2020 - Salı 09:47
 
İNSANLAR VE ÇİÇEKLER…
Abdulkadir Kaçar
 
 

İnsan ve çiçeğin hayatı birbirine benzer…
Zaman isimli ölümsüz nehir sonsuzdan sonsuza sular gibi durmadan akarken;
Bu gezegendeki 200 milyon tür canlıların en üstünü, “ZÜBDE-İ KÂİNAT” diye tanımlanan evrenin çekirdeği olan insan cinslerinden;
Erkeğin ve kadının ortak kararıyla evlilik oyununa gönüllü olarak başlarlar…
Erkeğin spermi, dişinin yumurtasını döllemesiyle insan anne karnında önce tohum olur, sonra gelişir tomurcuklanır…
Doğduğunda gözlerini evrene tıpkı bir çiçek gibi açar…
Çiçeklerin türü gibi; insanın türü, rengi, kokusu birbirine asla benzemez…
Doğan her çocuk bu gezegeni renklendiren bir tür mucize çiçektir…
Beslendikçe gelişir, boy atar, yavaş yavaş büyür;
Erkek büyüdükçe yakışıklı, kız da güzelleşir…
Doğa bu aşamada o insanın eline tüm sayfaları boş-beyaz olan bir kocaman defter tutuşturur…
Hadi yaşamın boyunca yaptığın mücadelelerinle bu sayfaları doldur der…
Meydan savaşı da denilebilecek bu serüvenindeki insan hayatın A’ dan Z’ ye her olumlu olumsuz-iyi kötü, güzel-çirkin her sunumuyla karşılaşır… Hepsinin ayrı ayrı tadına bakar; 
Sevgiyi-sevilmeyi, aşkı-aşksızlığı, acıyı-tatlıyı, güzeli-çirkini, başarıyı-başarısızlığı, olumluyu-olumsuzluğu, iyiyi-kötüyü, zenginliği-fakirliği, öfkeyi-sabrı, hatırlamayı-unutmayı, yalanı-doğruyu-talanı, çalışkanlığı-tembelliği, dürüstlüğü-sahtekarlığı, erdemi-erdemsizliği, kazık atmayı-kazık yemeyi,  kazanmayı-kaybetmeyi,  haklılığı-haksızlığı, kavgayı-barışı, kazanmayı-kaybetmeyi, keyif almayı-keyif vermeyi, haklıyı-haksızı, karı-zararı, özgürlüğü-tutsaklığı, saygıyı-saygısızlığı, evet’ i-hayır’ ı, yakışanı-yakışmayanı, eskiyi-yeniyi, güveni-güvensizliği, vatanı-vatansızlığı,  samimiyeti-sahtekarlığı, malı-mülkü, terbiyeyi-terbiyesizliği, utanmayı-utanmasızlığı, gençliği-yaşlılığı, yüzlülüğü-yüzsüzlüğü, sağlığı-hastalığı, ödülü-cezayı, hayatı ve ölüm gibi, tüm değerleri isteyerek ya da istemeyerek tadar…
Bu tiyatro sahnesindeki varlığını sürdürmek istiyorsa, yaşam isimli bu serüvenin önüne koyduğu olumlu ve olumsuz her türlü testlerinden geçmek, her engeli aşmak zorundadır…
Bu sınavları gerçekleştirirken, doğrularından daha çok yanlışları, başarılarından daha çok başarısızlıklarını, tatlılardan daha çok acılarını büyütecektir…
Hayatın örsünde olayların çekiciyle dövülerek her nefeste bir öncekinden daha farklı, bazen daha iyi, bazen de daha kötü şekil alacaktır…
Hayatla girişti bu meydan savaşının her aşamasında varlık isimli kozasını bazen gurur duyacağı, arada bir de utanacağı şekilde ipek böceği gibi nefes nefese örmeyi sürdürür…
Üreme yaşına geldiğinde hormonlarının yönlendirmesi, hatta kışkırtması sonucu karşı cinsiyle ilişkiye girmeye can atar…
Böylece doğmadan önce kendi için doğa ananın sinsice hazırladığı, bıyık altından gülümseyerek izlediği hormonlarının tuzağına gönüllü olarak düşer…
İnsan bu aşamada kendi gibi yüzde yüz ölümlü olan türlerini hayata getirmeyi, çoğalmayı ve çoğaltmayı en büyük kahramanlığı sayar…
Giriştiği serüvenin sadece ilk yıllarında bu davranışı nedeniyle onur duyar, büyük zevk alır… Ama hayatın sonuna doğru yaklaştığında ise yaptıklarının bazen gereksizliği, çoğunlukla da yanlışlığı konusunda pişmanlıklarına pişmanlıkları peş peşe ekler…
Bu arada ender olarak yaşam sahnesinde yerini alan normalin üstündeki akıllı bazı insanlar ise hayatın artı ve eksilerini olumlu-olumsuz tüm tuzaklarını çok erkenden, hatta çocukluk dönemlerinde çözmüş, doğanın bu sinsiliklerinin farkına o yıllarında varmıştır…
Böylece yaşam isimli bu sahnedeki doğanın tuzaklarına karşı kendini akılcı biçimde korumaya almayı başarır…
Böylece bir eline yaşamı, diğerine ölümü vereceği doğmamış çocuklarını öyle çok sever, öyle özenle korur ki; ölmemeleri için onların yaşam sahnesine çıkmalarına aracılık etmez…
Çünkü onlara ölümü verme yetkisini kendinde asla görmez; her an sahip olduğu böyle bir yetkiyi hiçbir zaman, herhangi bir değer karşılığında asla kullanmaz…

Varlığı süresince özgürlüğünden asla ödün vermeden; tek başına kahramanca sayılabilecek biçimde sürdürdüğü hayat macerasının önüne çıkarttığı tüm engellerle tek başına savaşarak zaferler kazanır… Her yaşında tüm engellemelerine rağmen hayata karşı 1-0 önde olmayı başarır…
Bu akıllı insanın boş zamanı hiç yoktur; sürekli kendini, evreni, hayatı keşfetmenin kâşifi olarak çok meşguldür; ayrıca diğer insanları ağına düşürüp tutsak eden duygusallık, zaaflar ve iç dürtüler onu etkileyemez; bundan dolayı önüne çıkan ıstırap tutkusunu da yok etmeyi başarmıştır…
Tüm kalıplarını evrensel ölçülere göre ayarlar; yaşamdaki tüm değerlerini buna göre oluşturur…
Ender ve sıra dışı olan akıllı insan, hayatın engelleriyle yaptığı mücadelesi sırasında dönüp arkasına bakmaz, onun için dün ve yarın yoktur… Hep AN’ da kalır, onda yaşamayı başarır…
Beğenilme, onaylanma, alkışlanma, onurlandırılma, şımartılma, hayran olunma gibi isteği yoktur; çünkü o sevilmeme, unutulma, kaybetme, başarısızlık, sıradanlık gibi duyguların çok üstünde yaşayan üstün bir insandır…
Cesareti sürekli zirvededir, korkunun herhangi bir türü yanına yaklaşamaz; hep saf, net, yüreklidir, çizgisinden sapmaz, ödünsüz ve içi dışı hep birdir… Kendini durmadan geliştirip, yeni bilgilerle aşmayı başardığı için her anı güvenli ve huzurludur…
İç evreninde her anında hükmetme yeteneği sayesinde kendinin-orasının efendisi olmuştur…
Böylece dilediği anları hatırlar, istemediklerini, oradan çıkartıp çöpe atar…
Ulaşarak yaşamayı başardığı bilgeliği sayesinde hayatında karşılaşabileceği her türlü yokuşlar, inişler, bataklıklar temiz ve yolları düz hale getirmiştir…
Bu konumdaki akıllı insan özgün ve özel rayihalı kokularını kimselerle paylaşmayan, ama asla ulaşılamayacak kadar örnek ve ölümsüz bir çiçek gibidir…
Biraz sessiz, sakin, solgun, renksiz, hatta kırgınmış gibi bir görüntü verse de aslında; ortaya koyduğu ölümsüz evrensel düşünceleriyle bilgeliğin evreninde parlayan bir kutup yıldızı gibidir…
Çünkü çocukluğundan başlayarak çağındaki çoğu insanlardan çok ileride, yüzde yüz ölümlü olduğunun ileri derecedeki bilinciyle yaşar…
Bu bilincini sürekli canlı tutarak, o son ana ulaşmadan bu gezegende yaşamının izlerini kazımaya devam eder…
Böylece bitecek olan zamanının her saniyesini verimli şekilde değerlendirebilmek için ileri derecede çalışarak bu süreyi çok iyi değerlendirir…
Bu gezegendeki altınların tamamının toplamından daha da çok değerli olduğunu bildiği zamanının her saniyesini, bilgisini, daha çok arttırarak ölümsüz olduğuna inandığı eserler üretebilmenin telaşı, heyecanı ve kendiyle yarışının mücadelesi içindedir..
Bu anlayışla varlığını sürdürürken, mal, mülk, para, siyasi güçleri önemsemeden, onlara dönüp bakma gereği bile duymadan eserlerine yenilerini, en iyi, en üstün ve en ölümsüzlerini katar…
Yüzde yüz yok oluşa, bir havuç, lahana, turp, solucan, kedi, vaşak, kuş, renkli bir çiçek gibi hazırlanır… Ölüm korkusu onu yörüngesine asla alamaz; çünkü hiçlik en güçlü panzehiridir…
Sonuç olarak; insan hangi çağda, hangi ülkede, kültürde, koşullarda yaşarsa yaşasın, bu gezegende açıp solan çiçekler gibi yüzde yüz silinip gidecek basit ve sıradan bir çiçektir…
Ateş böcekleri gibi(lampyridae) gibi bir yanıp sönerek peşlerinde belirli belirsiz izler bırakıp hayata veda edip giderken; sevenlerinin kulaklarında, hafızalarında kısa süreliğine güzel bir ses olarak kalacaktır…
Tam bir tiyatro sahnesi olan bu serüvenin sonunda ise biten bir nefes olarak, toprağın altındaki sonsuza kadar sürecek yerini isteyerek ya da istemeden sessiz sedasızca alacaktır…
Malı, mülkü, varlığı, siyasi gücü, olağanüstü dehası, sanatsal yetenekleri, eserlerinin boyutları ne olursa olsun, her insan yüzde yüz BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ olmaktan kurtulamaz, kurtulamayacaktır…
Adını anımsan son kişi de öldüğünde sonsuza kadar unutulacaktır… Bu da doğanın basit, sıradan görünen, her canlıya ödünsüzce uygulanan evrensel yasasıdır…
ABDULKADİR KAÇAR 2018 ADANA…

 
Etiketler: İNSANLAR, VE, ÇİÇEKLER…,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Yeni Anayasa gerekli mi?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
13
0
0
1
4
5
2
Fenerbahçe
11
0
0
2
3
5
3
Galatasaray
10
0
2
1
3
6
4
Fatih Karagümrük
8
0
1
2
2
5
5
Kasımpaşa
8
0
2
2
2
6
6
Antalyaspor
8
0
2
2
2
6
7
Hatayspor
7
0
1
1
2
4
8
Gaziantep FK
7
0
1
4
1
6
9
Başakşehir FK
7
0
3
1
2
6
10
Sivasspor
7
0
1
1
2
4
11
BB Erzurumspor
7
0
2
1
2
5
12
Göztepe
7
0
1
4
1
6
13
Konyaspor
6
0
1
3
1
5
14
Kayserispor
6
0
3
0
2
5
15
Denizlispor
5
0
2
2
1
5
16
Yeni Malatyaspor
5
0
2
2
1
5
17
Trabzonspor
5
0
2
2
1
5
18
Çaykur Rizespor
5
0
2
2
1
5
19
Beşiktaş
4
0
2
1
1
4
20
Gençlerbirliği
4
0
2
1
1
4
21
MKE Ankaragücü
1
0
3
1
0
4
Özlü Sözler
Bir köy muhtarsız olmaz.Bir iğne ustasız olmaz,sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun.Nasıl oluyor ki; nihayet derecede muntazam şu Kâinat Hakim’siz olur ?


BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı