Yazı Detayı
22 Aralık 2017 - Cuma 12:43
 
ABD`nin Ortadoğu Aşkı
Murat Köylü
murat.koylu@toros.edu.tr
 
 

ABD`nin ve özellikle Başkan Trump, İsrail merkezli Ortadoğu politikaları BM`lerin cesur üyeleri tarafından tarihte ilk kez bu kadar net bir şekilde tepki almamıştır.

Birleşmiş Milletler üyesi 172 ülkeden diplomatlar, ABD'nin kararını (Büyükelçiliğini Kudüs`e taşıma) geri almasını New York'taki BM Genel Merkezi'nde yapılan oturumda oyladı. 128 ülke tasarıyı kabul etti, 9 ülke ABD'nin kararını destekledi. 35 ülke çekimser kaldı.

ABD`in Ortadoğu aşkı, I. Dünya Savaşı yıllarında Başkan Wilson`un, Avrupa`daki akrabaları İngilizlerin desteği ile burnunu sokması, Amerikan otomotiv sektörü başta olmak üzere silah, ilaç gibi dev şirketlerin Avrupa ve sonrasında Ortadoğu pazarına girmesiyle başlamıştı. Henüz Teksas petrollerinin yeryüzüne çıkmadığı bu tarihlerde, Ortadoğu ABD emperyalizmi için bulunmaz bir kaynak olacaktı.

20. yüzyılın başlarında Orta Doğu’nun panoramasını değiştiren en önemli olaylardan biri de Filistin’e yönelik Yahudi göçüdür. Daha sonraki dönemde İsrail Devleti’ne dönüşecek olan bu göçler sonucunda bölgede zaten var olan gerilim çok daha üst seviyelere tırmanmıştır. İngiltere, 1838’den itibaren “Hasta Adam” olarak nitelendirilen Osmanlı Devleti’ni parçalamak ve Orta Doğu’yu ele geçirmek üzere kendisi ile işbirliği yapacaklarını öngördükleri Yahudilerin Filistin ve çevresine yerleşmesini desteklemiştir. Bu dönemde Yahudiler de Filistin’e yerleşmek üzere harekete geçmiştir. 1870 yılından başlamak üzere 1908 yılına kadar Filistin’de 33 Yahudi yerleşim birimi kurulmuştur. Özellikle 1897 yılında Basel’de Theodor Herzl başkanlığında toplanan 1.Siyonist Kongresi’nde “Yahudiler için Filistin’de bir vatan yaratmak” hedefinin ortaya konulması ile bu hareket daha organize hale gelmiştir. Theodor Herzl’in 1896 yılında yazmış olduğu “Der Judenstaat (Yahudi Devleti)” adlı kitabında yaptığı tespitte Filistin’e yapılacak Yahudi göçünün hem Yahudilerin hem de Yahudilerle sorunu bulunan Batı dünyasının çıkarlarına hizmet edeceği vurgulanmıştır. Yapılan bu tespite istinaden İtilaf Devletlerinin desteğinin de sağlanabileceği öngörülmüştür.

Öyle ki, tarihleri boyunca neredeyse hiç savaşmayan ve bütün sorunlarını parayla, satın alarak çözen Yahudiler içinden bir “canavar” çıkmıştı. ABD desteği ile silahlanan İsrail, başta Filistin olmak üzere çevresindeki tüm Arap ülkelerine savaş ilan ederek topraklarını ikiye, üçe hatta dörde katlamış, Filistinli Arapları mülteci durumuna düşürmüştür.

Soğuk savaş dönemi ABD`nin Ortadoğu üzerinde hâkimiyetini artırdığı, NATO kanalıyla sadece İsrail`e değil diğer Arap ülkeleri ile Türkiye`ye iyice yerleştiği bir dönemdi. En büyük argümanı “Komünist tehditine karşı” bir büyük abi edasıyla Akdeniz’de dolaşan uçak gemisi filoları, Türkiye ve Arap ülkelerinde kurduğu üsleriyle ve elbette hamiliğini yaptığı İsrail Devletiyle Ortadoğu`yu kontrolü altına almayı başarmıştı.

Komünist bloğun çökmesiyle 1990`lı yılların başında Irak Lideri Saddam Hüseyin`in şüpheli bir maksatla Kuveyt`i işgali artık ABD`nin Ortadoğu`ya yerleşmesinin önüne sanki kırmızı halı sermiş gibiydi.

Dünya çift kutuplu bir yapıdan tek kutuplu bir yapıya dönüşmüştü. ABD için Dünya`yı kendi çıkarları doğrultusunda kontrol etmenin önünde hiçbir engel kalmamıştı artık.

Bahaneler yaratmalı ve tüm güçleriyle Ortadoğu’ya ve sonrasında Asya`ya yerleşmeli, kendisine tehdit olarak gördüğü başta Rusya olmak üzere Çin ve İran`ı yakından kontrol etmeli, emperyalist amaçlarını yani dev silah, petrol, ilaç vs. şirketleriyle bu pazarı ele geçirerek TEK GÜÇ haline gelmenin yolunu kapanmayacak şekilde açmalıydı.

ABD’nin 2000’li yıllardan itibaren önceleri kısaca BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) denilen, sonrasında GOKAP (Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi) olarak anılan projeyle, görünürde bölgede insan hakları, demokrasi, özgürlük, hukuk devleti, sivil toplum ve piyasa ekonomisini egemen kılmak istediği savunulmuştur. Gerçekte ise Washington, kimi ülkelerin sınırlarını, kimilerinin rejimlerini, kimilerinin de hem sınırlarını hem de rejimlerini değiştirmek istediğini açıklamıştır. Sonradan dışişleri bakanlığı yapacak olan Condoleezza Rice, “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarının ve rejimlerinin değişeceğini” yazmıştı. ABD bu yolla, Ortadoğu’da kendi güdümünde rejimler yaratmaya, zaten öyle olan rejimleri de tahkime etmeye yönelmiştir.

BOP, ilk kez 2000 yılındaki Davos Zirvesi’nde Dick Cheney, 2004’te ise Bush tarafından dillendirilmişse de öncesinin olduğu bilinmektedir. Fikri hazırlığını yapan isimler arasında Türkiye’de de yakından tanınan Bernard Lewis, Zbigniew Brzezinski gibi uzmanlar öne çıkmışlardır. BOP’un kapsama alanına 35 ülkenin girdiği, bunlardan 22’sinin Arap ülkesi, 5’inin Arap olmayan Ortadoğu ülkesi, 5’inin Orta Asya ülkesi, 3’ünün ise Trans Kafkasya ülkesi olduğu çokça ifade edilmiştir.

BOP`un uygulamaya konması Aralık 2010`da Tunuslu bir seyyar satıcının kendisini yakması, Ortadoğu`daki değişimin de fitilini ateşlemiş oldu.

Bu değişimle emperyalizmin temsilcisi ABD, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki siyasal iktidarları kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmesi için bulunmaz bir fırsatı da ele geçirmiş oldu.

Çok basit bir kışkırtmayla Müslümanların hassasiyetlerini kaşımak, mezhepsel düşmanlıkları ortaya çıkarmak, yönetsel hataları daha önceleri besleyip büyüttüğü cihatçı radikal örgütleri kullanarak silahlı bir ayaklanma şekline dönüştürmek yöntemini kullanmaya başladı.

1979 Sovyetlerin Afganistan’ı işgalinde ABD`nin uyguladığı ve başarılı olduğu bu yöntemi, Ortadoğu coğrafyasında da tatbik etmeye başladı. Önce Müslüman Kardeşleri kullandı, yönetimleri devirdi, sonra da onlara karşıt gurupları kullanarak yönetimleri kendi istediği şekilde ele geçirdi.

Ortadoğu`da devletlerle değil illegal terör örgütleri ile iş tutmaya başladı. Onları silahlandırdı, canavarlaştırdı (DEAŞ gibi) ve sonra da onları yok etmek için Dünya`nın yalvarışlarını dikkate alarak başka örgütleri (PYD/YPG gibi) kullanmaya başladı.

Düşük maliyet, çabuk çözüm modeli…

Bu süreçte kendi kamuoyunu da Holywoodvari senaryolarla sürekli tehdit altında olduğuna inandırdı, uydurduğu sahta karikatür kahramanlarla (Süpermen, Örümcek Adam, İron Man, Kaptan Amerika vs.) kendisini Dünyanın koruyucusu ilan etti. Nedense insanüstü bu gibi yaratıkların sadece ABD`de bir adreste ikamet etmelerini dünya hiç yadırgamadı.

ABD`nin yüzyılı aşkındır süregelen Ortadoğu aşkı, onlarca yıl daha planlı bir strateji olarak kalacaktır. Bunu da hiç gizlemiyorlar... Dileyenler “Global Trends” başlığı altında gelecek 15 yıllık stratejileri CIA sitelerinde okuyabilirler.

Sonuçta dün gece BM tarafından alınan bu karar, kendi kendini Dünya Köyü`nün Muhtarı ilan eden ABD`ye “DUR” demenin en güzel ifadesi olmuştur. Kudüs, ABD ve Trump için bir amaç değil Ortadoğu`da “ben yaptım oldu, kimse bunu engelleyemez” güç gösterisinin bir aracıydı.

Tutmadı.

 

 
Etiketler: ABD`nin, Ortadoğu, Aşkı,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Yeni Anayasa gerekli mi?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
13
11
0
1
4
5
2
Beşiktaş
13
10
0
1
4
5
3
Konyaspor
11
7
0
2
3
5
4
Hatayspor
10
11
1
1
3
5
5
Fatih Karagümrük
10
11
1
1
3
5
6
Fenerbahçe
10
6
1
1
3
5
7
Altay
9
10
2
0
3
5
8
Alanyaspor
9
4
2
0
3
5
9
Galatasaray
8
8
1
2
2
5
10
Kayserispor
7
5
2
1
2
5
11
Yeni Malatyaspor
6
7
3
0
2
5
12
Göztepe
5
6
2
2
1
5
13
Gaziantep FK
5
5
2
2
1
5
14
Kasımpaşa
5
5
2
2
1
5
15
Adana Demirspor
5
5
2
2
1
5
16
Antalyaspor
4
6
3
1
1
5
17
Sivasspor
3
5
2
3
0
5
18
Başakşehir FK
3
4
4
0
1
5
19
Çaykur Rizespor
1
3
4
1
0
5
20
Giresunspor
1
0
4
1
0
5
Özlü Sözler
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.


Hz. Muhammed
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı