G-XTDENW5LW2
27 Ocak 2026 - Salı

Orda bir “Mali Analiz Bilimi” var uzakta…

Her toplumun bir ezgisi, her iş dünyasının bir mitosu vardır.

Yazar - Barış Ekerbiçer
Okuma Süresi: 5 dk.
Barış Ekerbiçer

Barış Ekerbiçer

-
Google News

Bizim iş dünyamızda mitos şu: “Analiz bir yerde uzakta durur; bize dokunmaz. Zaman yok, iş yoğun, sonuç belli.” Bu tutum, işverenlerin mali analiz tekniklerinden kaçınmasının en zararlı mazeretidir. Oysa uzak sandığımız o “bilim”, aslında şirketin içinde, alınan her kararın gölgesinde beklemektedir. Görmeyi reddettiğimiz zararı çok sonra fark ederiz.

Bu yazıda, işverenlerin neden mali analizi uygulamaktan kaçındığını; bunun arkasındaki psikolojik, kurumsal ve kültürel nedenleri anlamaya çalışacağız. İmkan olsa uzman bir ekibin sosyolojik olarak araştırma yapmasını çok arzu ederdim.

1. Korkunun İnce Maskesi: Karmaşıklık ve Kontrol Kayıpları

Mali analiz, dışarıdan bakıldığında karmaşık formüller, tablolar ve uzmanlık gerektiren terimler olarak görünür. Bu algı, iki temel korkuyu besler: “Anlamayacağım” ve “Kontrolü kaybedeceğim.” İşveren için kabul etmek zordur ki işletmeyi büyüten refleksler, modern finansal yönetimde yetersiz kalmış olabilir. Kontrolü paylaşmak ya da veriyi yönetim komitesine sokmak, kimi zaman otorite hissini sarsar. Bundan kaçınmak için en kolay yol, analizi ertelemek veya küçümsemektir.

2. Kısa Vadeli Ödüller, Uzun Vadeli Bedeller

Çoğu işveren için zamanın değeri nakit akışına, acil sorunlara ve hemen sonuç veren kararlaradır. Mali analiz ise sabır, düzenli takip ve disiplin ister. Kısa vadede görünür getirisi olmayan bir sürece yatırım yapmak, “vakit kaybı” olarak etiketlenir. Oysa analizin en büyük faydası, bu kısa vadeli tuzakları görmek ve önlemek—uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlamaktır. Kâr etmek farklı, kârlılığı sürdürebilmek bambaşkadır.

3. Yanlış Danışmanlık Algısı: Vergi Uzmanı mı, Stratejik Ortak mı?

İşverenlerin bir kısmı mali müşavirleri hâlâ sadece mevzuat bilen, beyanname düzenleyen, yasal olarak kaçamadığı bir fonksiyon olarak görüyor. Danışmanlık ilişkisinin stratejik bir ortaklığa dönüşmemesi, analizin hayata geçmemesinin önemli bir nedenidir. Danışmanlık; rapor yazıp çekilmek değil, uygulama ve sonuç takibiyle anlam kazanır. Eğer mali analiz sadece “zorunlu raporlar”la sınırlıysa, işveren için bu “uzakta bir şeye” dönüşür.

4. Kültürel Etkenler: Deneyim Üstünlüğü ve Usta–Çırak Mantığı

Deneyim saygındır; ancak deneyim her zaman yöntemi garanti etmez. Usta–çırak geleneği, “deneyimle öğrenme”yi öne çıkarır; putlaştırılan tecrübeler sorgulanmaz. Bu kültürel yapı, sistemi ve rakamsal düşünceyi ikinci plana iter. “Ben 30 yıldır böyle yapıyorum” sözü, analizi gereksiz kılan en güçlü mottolardan biridir.

5. Şeffaflıktan Kaçış: Hataları Göstermeyen Defterler

Analiz, görünürlüğü artırır. Görünürlük ise hata ve eksiklikleri su yüzüne çıkarır. Bazı işverenler hatalarını görmek istemez; çünkü itiraf, maliyet ve itibar riski getirir. Bu yüzden kayıtlara dokunmamak, analizi ertelemek veya yüzeysel okumak tercih edilir. Oysa saklanan gerçekler birikerek daha büyük krizlere dönüşür.

 

Ne Yapmalı? Basit Başlangıç Adımları

Analiz uzakta köy değildir; adım atınca yolun başındadır. İşte hemen bugünden itibaren uygulanabilecek kısa ama etkili 5 uygulama:

  1. Aylık 10–15 dakikalık nakit paneli oluşturun: Bugün kasada ne var, 30–60–90 günlük tahmini nedir? (Basit bir tablo yeter.)
  2. Dört temel gösterge belirleyin: Cari oran, Nakit dönüş hızı, brüt marj, kısa vadeli borç/varlık oranı. Bunları her ay raporlayın.
  3. Mali müşavirinizi stratejik ortağınız yapın: Sadece vergi için değil; üç aylık nakit ve risk raporu isteyin. Fakat bunun için sağlam bir ön muhasebe sistemine ve kaliteli muhasebe personeline ihtiyacınız olduğunu unutmayın.
  4. Pilot uygulama başlatın: Tam analiz yapamıyorsanız bir departmanda ya da ürün hattında 3 aylık test yapın, sonuçları ölçün.
  5. Şeffaflık taahhüdü verin: Hataları örtmek yerine, her çeyrekte öğrenilenleri paylaşın; şirket kültürüne “öğrenme”yi yerleştirin.
 

Uzak Sandığımız Şey Çok Yakında

Analiz, bir seçenek değil; yönetimin dilidir. “Yapmasak da olur” dendiği müddetçe küçük tepkilerin, büyük dönüşümlere dönüştüğü anı kaçırırsınız. Uzakta sandığımız o bilim, aslında işletmenin yarınını bugünden koruyan bir disiplindir. Şarkıdaki o köy uzakta kalsın istemiyorsak, bir adım atmak ve deftere bakmakla başlamalıyız.

Unutulmamalı ki uzak sandığımız şey her ne ise başarı veya başarısızlık çok yakında, sadece bakmayı bilmek gerek.

Barış EKERBİÇER

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
G-XTDENW5LW2