G-XTDENW5LW2
06 Ekim 2026 - Salı

KIŞKANÇLIK HASTALIĞI ÖLDÜRÜR…

Kıskançlık en kötü ve çaresiz bir hastalıktır; ne öldürür, ne de ondurur… Bu hastalığa yakalananların sonunun ya tımarhanede, ya da mezarda bittiği bilinen bir gerçektir…

Yazar - Abdulkadir Kaçar
Okuma Süresi: 9 dk.
Abdulkadir Kaçar

Abdulkadir Kaçar

-
Google News

…

Adana dışında yaşayan uzun zamandır görüşmediğim can dostum, şair arkadaşım önceki gün telefonla aradı; hal hatır sorduktan sonra bana “Z” kişisini sordu;

-Sahi “Z” kişi vardı, senin iyi arkadaşındı; çok samimiydiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmezdi şimdi o nelerde, neler yapıyor?

…

-Sorduğun iyi oldu, o kişi şu anda, kıskançlık gibi öldürücü bir hastalığın pençesinde ölüm kalım savaşı veriyor… Başka ifadeyle kıskançlık virüsü onu teslim aldı…

Bu arkadaşım başarılı olan insanların, işini, aşını, gözünü kaşını, arabasını, konuşmasını, yürümesini, susmasını, sosyal konumunu, kariyerini ölürcesine dün kıskandı, bu gün de kıskanmaya devam ettiği için

Kıskançlığın öldürücü virüsüne teslim oldu…

Bu nedenle hayatının tamamı ve her anı kıskançlık krizleriyle savaşmakla geçiyor…

Başka bir ifadeyle, kıskançlığı en derinini en şifa bulmazına yakalandığı için kendi kendini yiyip bitirmekle meşgul dedim…

…

-Nasıl yani? Olur, mu öyle şey?

-Olur, hem de bal gibi olur oldu, oluyor… Çünkü o insan hayatın hiçbir aşamasında hiç bir başarı sağlayamadı…

Yani “PROFESYONEL BAŞARISIZ” denilen, her alanda yenilen tiplerin zirvedeki kişisine dönüştü…

Hayatında olumlu yönde tek bir adım ileri gidemedi… En büyük başardığı şey beşikten mezara kadar çevresinde tanıdığı ve tanımadığı, hatta televizyon ekranlarında gördüğü tüm insanları ölümüne kıskanarak kendi kendini yiyip bitirmeye devam ediyor…

…

-Hiçbir işi yapmadı mı?

-Bazı ufak tefek şeylere kalkış, ama başaramadı, ömrünce çevresindeki insanlarla alay etti, onlarla dalga geçti… Kendini dünyanın en akıllı kişisi sandı… Ciddi hiçbir tutum ve davranışı olmadı… Kendi kendini niteliksiz, niceliksiz hale getirme konusunda büyük beceri gösterdiği için bu alanda dünyadaki tek örnektir…

…

-Yapma yahu?

- Çevresindeki tüm insanları ömrü boyunca “Tİ” le aldı giyim kuşamları, yürüyüşleri, konuşma biçimleriyle komedi senaryoları yazıp kendi kendine güldü…

Hayatının en verimli, en üretken çağında “LEYLEĞİN GÜNÜ LAK LAKIYLA GEÇER” özdeyişinde olduğu gibi… Yılları önünden sular seller gibi akıp geçtiği içinde çevresinde sıfıra sıfır bir ömür sürdü…

Ve bu gün ulaştığı şu aşamada yapabileceği tek şey de başarılı olan arkadaşlarını ölürcesine kıskanmakla meşgul…

Öyle ki kıskançlık, kin, nefreti meslek haline getirdiği için özünde fark etmediği yetersizliği yüzünden bu günlerde sadece kendi kendini yiyerek tüketiyor, acımasızca bitiriyor,

…

-Öyle olur mu abi? İnsan arkadaşlarının başarısıyla gurur duyar, ben şahsen öyle yapıyorum,

-Bu kişi farklı ve çok değişik bir karaktere sahiptir… Sen arkadaşlarınla elbette gurur duyarsın, çünkü senin çok başarılı bir hayatın oldu… Memur oldun, yıllarca çalışıp emekli oldun, şiir kitapları yayınladın, çeşitli toplantılara katıldın sosyal bir insandın, geniş bir arkadaş çevren oldu… Ama onun olmadı, olanları da kıskançlık karakteri yüzünden uzaklaştırdı…

Bunun da ötesinde hemen her insanlarla alay etti, sürekli dalga geçti… Ömrünü insanları makaraya sarıp onlarla eğlenerek bu yolla tüketti… Bomboş gezdi şimdi kıskançlık krizlerinin bağımlısı ve tutsağı olarak kendini yiyip bitirmekle uğraşıyor…

…

-Peki o benim yaptıklarımı yapamadı mı?

-Böyle bir düşünceye sahip değildi, başardıklarının yaptıklarının hiç birisinin yanına bile yaklaşamadı,  yapmadı, yapamadı, başıboş bir hayat yaşadı… Çünkü karakteri, bilgisi, becerisi eğitimi yetmedi; o düne kadar kendinin bulunduğu her yönüyle facia olan konumunun bunun farkında bile değildi… Aslında bu günde bu bilinçte olmadığını söyleyebilirim…

…

-Peki, o ne yaptı?

-Şu andaki tek işi mi? Hayat isimli bu sahnede irili ufaklı başarılı olan çevresindeki A’ dan Z’ ye tüm insanları zaten ömür boyu kıskanmıştı, bu kıskançlık öyle büyük boyutlara ulaştı… Başarılı olan arkadaşlarını hatta televizyon ekranlarındakiler de dahil dün olduğu gibi bu gün de ölürcesine kıskandı, yarında daha da çok kıskanacak, başarılı arkadaşlarının arkasından dedikodu silahıyla saldırdı, sardıracak, dalga geçti onların başarılarını değersizleştirebilmek için durmadan münafıklık yaptı, arkadaşını karaladı, lanetledi, ömrü onun başarılarını kıskanmakla geçti… Öyle ki şu anda geri dönülmez şekilde kıskançlık gibi kötü bir hastalık bağımlılığıyla varlığını sürdürmeye çalışıyor…

…

-Şimdi ne yapıyor?

-Evine kapandı, kimselerle görüşmüyor, dünyaya kendini kapattı, kimselerle konuşmuyor, en büyük silah olarak kullandığı arkadaşlarının telefonlarına cevap vermiyor… Kendince başarılı olanları bu şekilde cezalandırmaya çalışıyor gariban…

-Yani?

-İşi gücü pençesine düşüp kıvrandığı kıskançlığını yenemediği için, başarılı olan arkadaşlarını, başarısını asla engelleyemediği için, onlar gibi olamadığı için tek işi kendini yiyip bitirerek, kıskançlık bağımlılığıyla eksi moralle bir an önce mezara girmeyi planlıyor,

…

-Yapma yahu, çok üzüldüm…

-Kıskanç insanlar böyledir; hayatları boyunca herhangi bir başarı sağlayamadığı için, başarılı olanları kıskanarak onların başarısız olması için elinden gelen her şeyi yapar, hatta dua ederek, aleyhlerinde konuşarak, işine nasıl engel olabilirim, nasıl tökezletip başarılarını ortadan kaldırabilirimin hesabını yapar… Bu hain ve sinsi duygularını da çekinmeden hayata geçirir… O kadar uzun yıllar süren arkadaşının can düşmanı olup çıkar… Sokakta görse selam vermez, tanımazlıktan gelir, bir de arkasından bakıp alay eder, küçümser, karakteri böyledir bu kişinin…

…

-Çok üzüldüm, çok üzüldüm, bir kez daha üzüldüm… Bana göre iyi bir insandı, ama böyle olmasını istemezdim,

-Bende böyle bir duruma düşmesini asla istemezdim, biliyor ve inanıyorum ki kendisi de belki istemezdi, ama kıskançlık isimli duygusal yazılımı onu tutsak aldı… Kıskançlık mikrobu onun tüm hücrelerini tedavi edilemez şekilde sardı, şu günlerde nefes bile aldırmıyor, o insan kendi kendini yiyerek tüketiyor hepsi bu… Biraz daha üstüne gitsen bu defa saldırıp, zarar verme olasılığı oldukça artar…

Hani bir özdeyiş vardır;

-Arkadaşınızın size düşman olmasını isterseniz onu geçin; ama onun dost olmasını isterseniz, sizi geçmesine izin verin…

Bunlar tarihi atasözleri ve de gerçeklerdir, bunlar insanın duygu, düşünce ve davranış yazılımlarını çok iyi tanımlar, bunlar kıskanç kişileri yüzlerce yıl öncesinden tarif etmiştir, matematiksel olarak tanımlamıştır…

…

Bir arkadaşınız başarılı olduğunuz, onu gerilerde bıraktığınız için size küsmüşse, bir arkadaşınız sizden uzaklaşmışa, bir arkadaşınız yıllarca süren dostluğunuzu çöpe atmışsa, her türlü olumlu ve yapıcı girişimlerinize cevap vermiyor, ölüm sessizliğine bürünmüşse, bilin ki sizin gerinizde kalmıştır, bilin ki onu çok gerilerde bırakıp büyük başarılara ulaşmışsınızdır…

…

Akıl, bilgi, deneyim, iyi dostlukların mezara kadar sürmesini ister,

-ARKADAŞ BİR BEDENDE YAŞAYAN İKİ RUH GİBİDİR der bir özdeyiş…

Ama bu akıllı olan, hayatta başarılara imza atmayı başaran bilge arkadaşlar için geçerlidir… Yoksa bomboş bir hayat serüveni izleyip, her alanda başarısız bir ömür süren, başarılı olanları kıskanmayı yaşama biçimi haline getiren bu türlü arkadaş için geçerli değildir…

…

İyi ve dürüst hatta başarılı bir arkadaşınız varsa,

Yıllarca süren ilişkinizi çöpe atmamışsa, her şeye rağmen iletişiminiz devam ediyorsa ne kadar şanslı olduğunuzu kabul edin…

Ama her türlü çabasına rağmen sizin gerinizde kalmışsa… O zaman ondan uzak durmanız kendi yararınızadır, o insan tehlikeli virüse teslim olmuş, önce kendine, sonra çevresine zarar vereceği için o kişiden çekinin…

Her an, her engeli, her türlü kötülüğü yapmasını bekleyin… Kıskanç insan kudurmuş itten beterdir…

-Ben başaramadım, onun da başarısını engellemeliyim psikolojisiyle karnınızın en yumuşak yerini bildiği için size oradan saldırıp zararların en büyüğünü verecektir…

Allah arkadaşın da iyisini ve karakterlisini nasip etsin…

…

SÖZLÜK KISKANÇLIĞI ŞÖYLE AÇIKLIYOR; Davranış bozukluğu olarak kabul edilir; ancak paranoya, mantıksal kanıtsız aldatılma sanrıları ve şiddet boyutuna ulaştığında patolojik (hastalıklı) kıskançlık veya Othello Sendromu adı verilen psikiyatrik bir rahatsızlığa dönüşebilir…

ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
G-XTDENW5LW2