HAYAT HER İNSANA BEYAZ SAYFA SUNAR
İnsanlar ikiye ayrılır; hayatın sunduğu ömür isimli beyaz sayfayı kirletip, parçalayıp, zindana çöpe atanlar; Ya da beşikten mezara kadar tertemiz olarak onurlu biçimde taşıyanlar,

Abdulkadir Kaçar
-…
Her insan doğduğunda hayat ona beyaz hatta bembeyaz pırıl pırıl ömür isimli sayfa sunar, beşikten mezara kadar bu beyaz saygını doldur der…
…
Kişi nefesi, düşündükleri, yapıp ettikleri, her türlü hareketleri, bilgisi, becerisi, eğitim, cehaleti, duygusu, cesareti korkusu, erdemi her türlü uygulamalarıyla başlar sayfasını işlemeye…
Erdemi, erdemsizliği, içinden geldiği kültürü, çevresinin sunduğu eğitimi, hayata bakışı, kendini tanımasıyla başlar…
Bedeni ve ruhuyla dost olup olmaması, cinselliği, iyiliği, kötülüğü, karamsarlığı iyimserliği, bilgisi, becerisi, yeteneğiyle tıpkı ipek böceğinin kozasını aralıksız örmesi için bu beyaz sayfasını bilinçaltı ve bilinç üstünün kayıtlarıyla doldurur,
…
Çok titiz, anlayışlı, ince düşünen anlayıştaki kişiler ömür isimli beyaz sayfasını öyle akıllı, titiz, bilgelik becerisi, güzel davranışlarıyla doldurmaya başlar…
Yaptığı iyilik ve güzellikleri, verdiği farklı eserler, hayatı boyunca her alanda yaptığı üretimler, inanılmaz icatlar, sevgiler, saygılar, yardımlar, adaletli davranışları örnek insan olarak üstün kişi olarak, her satırını altın harflerle ve güzelliklerle doldurur,
…
Çok farklı karakterdeki bazı insanlar ise, doğuştan başlayarak sahip oldukları ömür isimli bu beyaz saygılarını hayatlarının ilk anlarından itibaren tekmeleyip, örseleyip, yok etmeye başlar…
İnanılmaz biçimde beyaz sayfalarına saldırgandır, çünkü kendi beden ve ruhuyla kavgalıdır, hayatı sevmez, insanlarla doğru dürüst iletişim kuramaz peş peşe suç işler…
Aşağılık duygusu çok yüksektir gelen geçenle kavga eder, saldırıp, adam döver, yaralar, öldürür, bunların ötesinde yüz kızartıcı yanlışları peş peşe sürdürür…
Kendine güya böylece bir üstünlük sağlarlar… Hayatının büyük bölümünde o karakol senin, bu adliye benim, o adliyedeki duruşma salonları senin, bunlar benim, o cezaevleri senin, bu cezaevleri benim o zindanlar senin, bu zindanlar benim diye sabıkalarına yeni sabıkalar katar…
Adliyelerde sürekli yargılanmalar, tutuklanmalar, yolu sürekli cezaevine düşer, bu kişi toplum tarafından aşağılanır, hakarete uğrar, horlanır, en değersiz insan konumuna düşürülür, onursuzca toplum dışına itelenir, sürekli laf atarak, aşağılanır…
Toplum vicdanınca mahkum edildikleri için bu kişiler sokakta, caddede yürüyemez hale gelmeler, dolmuş, taksi, otobüs, hastane, postanede hakarete ve hatta fiziki şiddete uğramalar neredeyse hayatının tamamını oluşturur…
Hataları, suçları ve sabıkaları öyle çok birikir ki, kendinden sonra bu sahneye çıkacak olan yedi göbeğindeki insanların dahi utanacağı yüzünü kızartacağı yolsuzluk, rüşvet, irtikap, soygun gibi suçlardan ceza alır…
Ömürlerinin büyük bölümü neredeyse cezaevinde geçer, bazıları da girdikleri o zindanlardan çıkamaz, bir daha güneşi göremeden yok olup giderler,
Cezalarını çekmiş olsalar bile bu kişiler kendi ailesindeki kariyerli bireylerince yok sayılır, evlatlarınca ret edilir,, eşlerinden boşanmalar vs…
Bu kişi işledikleri suçları yüzünden soyundan evlenecek olan yeni nesil gençlerin önünde demirden set gibi engeller çıkartır,
…
Ömür isimli beyaz sayfalarını titizlikle koruyan, bir tek leke düşürmemek için çalışan akıllı ve olumlu düşünen bilge kişiler hayat isimli beyaz sayfasını insan isterse sıfır hata, bembeyaz olarak kirletmeden mezarına kadar onurlu biçimde altın harflerle yazılan başarılarla doldurup varlığını sürdürüp mezarına kadar pırıl pırıl taşır…
Bu düzenli akıllı kişiler dünya insanlık ailesine örnek olacak şekilde taşır, ömür isimli beyaz sayfası nedeniyle ölümünden sonra da gelecek nesillerce saygı ve sevgiyle hürmetle hatırlanır,
…
Hayatın sunduğu sadece ilk ve son kez sunduğu ömür isimli beyaz saygısını daha doğduğu andan başlayarak, her nefesi, adımı, yanlış hareketleriyle kirletmeye başlayanlar, karakollar, adliyeler, duruşma salonları, cezaevleri, zindanlarla kirletenler mezarlarına kadar hem kendilerini, hem de soylarını, yani yedi göbeğini utandıracak, rüşvet, yolsuzluk, irtikap, soygun gibi suçlarla, kariyerli aile bireylerince ret edilir…
Ailenin her bireyi tarafından, hatta evlatlarınca yok sayılır, eşlerinden boşanmalar, bin yılda geçte, sülalenin adının hep ihanetlerle anılır, onların ataları, işledikleri suçlarla anılmayı sürdürür…
Adliyelerde yarılanmalar, tutuklanıp inanılmaz cezalara çarptırılanlar, toplum tarafından aşağılanır, horlanır, insan yerine konulmaz, değersileştirilir…
Her ortama giremez, girdiği her yerde de önemsiz, değersiz, hiçbir yararı olmayan kıymetsiz kişi haline dönüştürür, sokağa çıktığında diğer insanlar tarafından laflarla aşağılanır, hakarete uğrar, sokaklarda yürüyemez…
Yani toplumun vicdanında da mahkum yargılanıp hüküm verilir, dolmuşta otobüste, minibüste, hastane ve postanede damgalanıp insanlar tarafından aşağılanır…
Her an hakaret edilir saldırıya uğrarlar, işledikleri suçlar kuşaklar boyunca o soydan gelenlerin önünü kapatır,
…
Yani hayatın sunduğu ömür isimli beyaz sayfasını insan isterse sıfır yanlışla, mezarına kadar lekesiz biçimde taşıyıp dünya insanlık ailesine örnek bilge insan olur… Yaşamı boyunca olduğu gibi ölümüyle birlikte efsane olur, hatıraları kuşaklar boyunca dilden dile dolaşır,
…
Ama ömür isimli bu beyaz sayfalarını doğduğu andan itibaren bazıların tarafından istenerek, düşünülerek, yok edilmek amacıyla lekeleyip kirletenler, her adım suç işleyip, her nefesinde kötülük düşünüp kötülerle işbirliği yapanlar, kirlettikleri ömür isimli bu kötü sayfalarıyla itibarsız şekilde mezarlarına dönecektir,
Seçim ve karar insanındır; hayat isimli bilge öğretmenin verdiği ömür isimli beyaz saygıyı isterseniz başınızın üstünde beşikten mezara kadar tertemiz tutar güzelliklerle doldurursunuz;
İsterseniz suçlar, ihanetlerle karartıp, o beyaz sayfayı çöpe atarsınız,
SONUÇTA; NASIL YAŞANIRSA YAŞANSIN, NASIL DEĞERLENDİRİLİRSE DEĞERLENDİRİLSİN HER İNSANIN HAYATI NEFESİYLE ADIMLARIYLA, HAREKETLERİYLE ÖRÜP OLUŞTURDUĞU KENDİ ÖZ ESERİDİR… KİMSEYİ SUÇLAMAYA, SİTEM ETMEYE, MİLLETE, DEVLETİNE KARŞI KAHIRLANMAYA HAKLARI YOKTUR NOKTA…
ABDULKADİR KAÇAR ADAN 2026