G-XTDENW5LW2
27 Ekim 2026 - Salı

HAYAT SENARYONUN NE KADARINI SEN YAZDIN?

Henüz yayınlanmamış bir kitap dosyamda bu konuyla ilgili şöyle yazmıştım; -Dünya muhteşem bir tiyatro sahnesi, insan oyuncu, hayat ise beşikten mezara kadar tam bir oyundur;

Yazar - Abdulkadir Kaçar
Okuma Süresi: 7 dk.
Abdulkadir Kaçar

Abdulkadir Kaçar

-
Google News

Senaryosunun bir bölümünü insanın kendi yazar, kendine rol verip, istediği şekilde de oynar…

…

Şimdi sorum şu;

-Peki, bu serüvende tiyatro oyunun senaryosunun ne kadarını yani yüzde kaçını sen yazdın? Yazıyorsun, yazacaksın? Bunu başaracak olgunluğa ulaştın mı? Bu güne kadar bu senaryonun en güzel rolü neydi?

Hayat isimli bu senaryonun neresinde kendine en güzel, en başarılı başroller verdin?

Ya da bu senaryodaki kötü, olumsuz, suçlu, hatalı, korku veren rolleri nasıl yorumladın, nasıl sonuçlar aldın?

Bu rolünün ne kadarını en güzel, en muhteşem şekilde nasıl oynadın, oynuyorsun? Ya da bundan sonra idealindeki senaryon nedir? Hangi rolünü yazıp oynamayı planlıyorsun?

…

Başka bir ifadeyle bu hayat senaryonun ne kadarını sen kendi bilgi ve becerinle yazabildin? Ne kadarına başkasına bakarak oynadın? Ya da hayat sahnesindeki rolünün ne kadarına hükmettin, ne kadarına özürce hükmedebiliyorsun?

Yüzde 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 mu?

Ya da, yüzde 15, 20, 30 mu?

Peki ya yüzde 50,60 mı?

Olmaz, olamaz ama yüzde yüzünü mü sen yazıyorsun, tamamına sen mi hükmedebiliyorsun?

Bu hayat isimli tiyatro oyunundaki senaryonun ne kadarını özgür iradenle uygulayabiliyorsun?

Peki, bu senaryo da başka kimler yazım konusunda müdahale etti? Hangi bölümler ve hangi rolleri kimler verdi? Kimlerden aldın?

…

Gel şimdi bu tiyatro oyunundaki senaryo serüvene başka bir boyuttan bakalım;

Ömrünce yukarıdaki gibi böyle bir soruyla şu ana kadar hiç karşılaştın mı?

-Keşke bana çok önceleri böyle sorular sorulsaydı dedin mi?

-Keşke daha önce hatta çocuk denilebilecek yaşlarında bana böyle sorular soran akıllı insanları arkadaş olabilseydim diye düşündün mü?

-O akıllı insanların labirentlerine girip, sorular sorup evreni, dünyayı hayatı, senaryoyu, tiyatro oyununu kurallarını onun deneyimlerinden yararlanarak öğrenebilseydim dedin mi?

O zaman bu soruya ta yıllar hatta yıllar öncesinden verebileceği en somut yanıtı hazırlamış ve şimdi vermiş olurdun,

-Hayat senaryomun şu kadarını ben yazıyorum?

-Başroller dâhil olmak üzere tüm rolleri kendi özgür irademle seçip senaryolaştırıp özüme layık gördüğüm rollerimi oynuyorum?

-Mezarıma kadar da senaryomu özgürce yazıp bu şekilde devam edeceğim diyebilseydin…

…

Samimi olarak rahatlıkla itiraf ederek söyle;

-Bu yaşına kadar böyle bir soruyu hiç düşünmedin mi?

-Ya da hayat isimli bu sahnede,

-Bu soru hiç bilemediğin yerden mi çıktı karşına?

-Böyle bir soruyla hiç karşılaşmadım, düşünmedim bile dersen çok üzülürüm,

Çok yazık, ama çok yazık olur…

Çünkü insan düzenli, sistemli okuyan, düşünen, elde ettiği bilgilerle hayatı, dünyayı, kendini sorgulayıp, yorumlayan bir varlıktır…

…

Sen şu anda bu makalenin satırlarını okurken kaç yaşında olduğunu bilemiyorum,

Keşke 10, 12, 15, 17 yaşlarında olsaydın,

Keşke o zaman 40’ lı, 50’ li yaşlara kadar düşüneceğin;

Sayısızca yanıtlar verebileceğin çok uzun zamanın olurdu,

Belki o yaşlara kadar kendini bir denek olarak düşünür, hayatını bir laboratuar olarak her tavır ve davranışını dikkatle izler, kendi özünle, sergilediğin hayat oyunuyla ilgili ve senaryonla ilgili daha çok bilgiye ulaşabilirdin, daha seçkin, üstün, akıllı, bir serüven izlerdin…

İçinde oynadığın, rol yaptığın hayat isimli oyuna daha farklı boyutlardan bakardın,

…

Başka bir sorumda şu;

-Hayat isimli bu tiyatro sahnesinde rolünü oynarken, başarısız olmana neden olan, canını inanılmaz çok sıkan,

-Moralini ömür boyu bozan, seni başarısız yapan,

-Kötü, karamsar ve olumsuz düşünmene neden olan

-Konularda kimleri suçluyorsun?

-Senaryonun bu bölümünü ben yazmadım, kim yazdıysa elleri kırılsın mı diyorsun?

O zaman senaryonun bu bölümleri sana ait değil öyle mi?

Bu bölümlerde rolünü istemeyerek zoraki şekilde sürdürüyorsun demektir…

…

Peki, bunu başka bir açıdan sormalıyım,

-Bazen inanılmaz muhteşem büyük güzelliklere imza attığında çok başarı olduğunda,

-Sevinçten ayaklarının yerden kesildiğinde,

-İstediğin her şeyi yapabildiğinde,

-İstediğin arkadaşları, sevgilileri edindiğinde,

-Doyumlardan doyumlara koştuğun anlardaki sahnelerdeki senaryonun bu bölümünü;

-Ben yazdım

-Ben oynadım

-Bu bölümler bana mı ait diyorsun? O zaman senaryonun bu bölümlerini kendin yazmış oluyorsun…

…

-Hayat isimli bu tiyatro sahnesindeki içinde rol aldığın senaryonun ne kadarı sana ait, ne kadarı sana ait değil?

-Bu konuda somut kararını vermek diğer tüm insanlar gibi sende doğal şekilde zorlanabilirsin tabi hakkın…

-Ama bu oyunda rol aldığın senaryonun hangi ölçüde kendin yazıp oynarsan oyna,

-Hangi ölçüde hayat oyununda başarılı olursan ol,

-Hangi ölçüde hayat oyununda başarısız olursan ol,

-Beşikten mezara kadar bu senaryon tamamen

-Kendi öz düşüncelerin, kendini geliştirdiğin, bilgiyi kullanıp kullandığını unutma,

-Bu sahnedeki mutlulukların, başarıların, inanılmaz eserlere imza atman yeteneklerini geliştirip geliştirmen çalışmalarınla tamamen doğru orantılıdır,

-Hayat isimli öğretmene çok iyi öğrenci olup çok başarılı işlere imza atmayı başardığında senaryon başarı ve büyük mutluluklarla dolu olacaktır,

-Bunun tam tersi, hayat isimli öğretmene kötü öğrenci olursan da acılar, başarısızlıklar, yasa dışı olaylarla hayatın çıkmaza girip perişan edecektir…

…   

Olayın başka bir boyutuna gelince sen bu gezegende var olan diğer 200 milyon tür canlılar içinde en üstün, en nitelikli, beynini kullanabilen, beyni ve yeteneklerini geliştirmeye istediğin şekilde olgunlaştırıp en uygun hale getirmeyi başaran en muhteşem tek canlısın…

Diğer bütün hayvan türleri doğuştan yaşama uyum sağlama ve hayatta kalmayı başarma konusunda yazılım programları hazır olarak bu sahneye çıkartılmıştır,

Sadece insan kendi hayatını, kendin istediği üstün niteliklerde oluşturmak, çok bilgiye sahip olup kendini eğitilmek, özünü gerçekleştirmek, yeteneklerini kullanarak başarılı ve mutlu olmak zorunda olan tek canlıdır…

İçinde rol aldığın senaryo mu? O işi şimdi derin düşünce bölümünde soğumaya bırak… Ama şu andan itibaren en detaylı şekilde, en ince ayrıtlılarına kadar aklının aydınlığında iyice düşün yanıtlarını bul, böyle bir soruyla karşılaştığında cevabını hemen vermeyi başar…

…

İşin başka bir boyutuna gelince; Zübde-i kainat yani evrenin çekirdeği, başka bir ifadeyle evrenin kopyası bir canlısın…  Bilinçaltı evreninin içine in, oradaki muhteşem evreni yani kendini hemen keşfetme yolculuğuna başla,

Evren kadar sonsuz, evren kadar büyük, evren kadar fethedilmeye ve değiştirip, dönüşmeye hazır ulu bir varlıksın o kadar bunu unutma…

ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
G-XTDENW5LW2