”PİRİ FANİ AYTAÇ DURAK”
İnsanın hayat serüveni tam bir buğday başağına benzer, Topraktan çıkan buğday fidesi yaşama aşkıyla dolup taşan zümrüt yeşildir,

Abdulkadir Kaçar
-Yaşama konusunda öyle iştahlı, öyle coşkuludur ki, toprağa damarlarıyla sıkıca tutunup
Doğanın tüm zorlu sınavlarına karşı tek başına kahramanca direnerek hayatta kalarak kendini gerçekleştirme yoluna neşeyle, mutlu ve doyumlu biçimde devam eder…
…
Bu buğday fidesi her gün biraz daha boy atıp geliştikçe yaprakları daha da çoğalır,
Toprağın derinliklerine yeni damarları salıp daha hayat hikâyesini sürdürme konusundaki varlığını tam olarak garanti altına alır,
Hayata ve toprağa daha sıkı, vazgeçilmeyecek biçimde sarılır, zamanla biraz daha büyüdükçe artık tane tutma onları büyütme aşamasına ulaşır,
Yine çok iştahlı, yine inanılmaz coşkulu, yaşama sevinciyle doludur,
Yine dünyaya ve doğanın yaptığı hayatta kalma konusundaki tüm yaşama sınavlarına karşı çok başarıyla geçer,
Öyle ki onun yaşama bağlılığını coşkusunu ve aşkını kimse hiçbir güç engelleyemez; yağmur, dolu, fırtına, toz, toprak, inanılmaz bitki zararlıları saldırsa da onlara kahramanca katlanır…
Sıkıca tutunduğu topraktan aldığı gizemli güçle dünyaya hatta tüm evrene meydan okur,
…
Her türlü zorluklardan geçip, hayatta kalma konusunda defalarca yaptığı meydan savaşları sonunda, her şeye bilgece gülümseyerek katlanmayı sürdürür,
Artık zamanla gelişip olgunlaşıp tane tutmaya başladığında
Kökünden başlayarak tepesine kadar vücudunun tüm rengi çok yavaşça değişmeye başlar,
İlk günlerinde zümrüt yeşil olan bedeni sonra açık yeşile döner,
Bir üre sonra iyice sararır, hatta sapsarı olup tanelerini olgunlaştırır,
Hasat anı geldiğinde ise artık olgunluğun tartışılmaz olarak zirvesindedir,
Her biri besleyici, muhteşem varlığa dönüştürdüğü altın sarısına taneleriyle vedalaşma zamanı gelmiştir, besleyip büyüttüğü koynundan onların ayrılmasına karar vererek yolunu ayırır,
Buğday taneleri sevinçle kendini besleyen, büyüten, olgunlaştıran anasından ayrılıp kendi yoluna: buğday ise tamamen sararmış ve görevini yapmış olmanın kıvancı ve bilgeliğiyle kendi de kendi yoluna gider,
Doğanın kendine yüklediği kısıtlı yaşamında varlığından istenen görevini dört dörtlük yerine getirmiştir; gönlü rahat, büyük huzurlu, inanılmaz bilgedir…
…
Buğday başağının bu kısacık ömrü, uzunca denilen insan ömrünün aslında bir küçük hikâyesi/senaryosunun gün be gün çok benzer çok kısa zamanda doğup büyüyüp, ürün verip yolunun ayrılıp varlığını gerçekleşmesidir,
Tıpkı belli yaşa ulaşan insan ömrünün başaklar tarafından hayat isimli sahnede sergilenmesi gibidir,
Başka bir deyişle; insanın 70 /80 /90 hatta yüz yıllık ömrünün kısa hikâyesini anlatır buğday başağının birkaç aylık doğma, büyüme, ürün verdikten sonra, onlarla yolunu ayırır; düşünen, izleyen gören kişilere unutulmaz muhteşem derstir…
…
Bunları Adana nın efsane başkanı Sayın Aytaç Durak’ın bir dönem çalışma arkadaşı olan Kâşif Barut ile son fotoğrafını görünce düşündüm…
Efsane başkan tıpkı tanelerini olgunlaştırıp, doğanın kendine yüklediği tüm görev ve sorumluluklarını fazlasıyla, onur ve kahramanca yerine getirip, tanelerinden ayrılma çağına gelip, onlardan doğal olarak ayrılmak isteyen buğday başağının hasattan önceki son halini düşündürdü…
…
Aytaç Durak Başkan bu günkü görüntüsüyle tam “PİRİ FANİ” dir… Yani hayat isimli bu sahnede kahramanca olgunluğunun zirvesine ulaşan bilge insan görüntüsüne kavuşmuştur ne mutlu ona…
Bu gün gördüğüm fotoğrafında yıllarca yaptığı politikanın, kente yaptığı hizmetlerin oluşturduğu yorgunluklardan hiçbir iz kalmamış,
Sanki Aytaç Durak yeni doğmuş, cıvıl cıvıl coşkuyla bakan genç kıvamında görünüyor… Saçları hafifçe yüzüne yakışır biçimde renk alıp aklaşmış,
Kaşları da saçlarına uymuş ak olmuş, birbirleriyle barış ve sevgi kardeşliği içinde yıllardan beri olduğu gibi bu gün de başkanın yüzünü süslüyorlar,
Her zaman olduğu gibi daima olumlu bakıp, güzel gören, güzel düşünen sempatik en olgun Adanalı Aytaç Başkan…
…
Yılların eskitemediği, hayatın yüklediği yorgunluklardan bir tekinin bile izini taşımayan, aksine bilgeliğiyle yeni hizmetler yapmaya adanmış muhteşem heyecanlı bir yüz ifadesi ona çok yakışmış… Başkan Aytaç Durak’a en bilge rengini almış,
Gördüğüm bu son fotoğrafına göre efsane başkan;
Aytaç Durak bir tür “ÖLÜMSÜZLÜĞE ULAŞAN” evliyaları hatırlatıyor…
Bilgece rahatlık, görevini dört dörtlük yapmış olmanın bilgi, birikimiyle, hayat serüveninin hakkını tam olarak veren; böylece ebedi huzura ulaşan “PİRİ FANİ” olmuş…
…
Adana da anasının ak sütü gibi hak ettiği halkın oylarıyla tam beş kez seçilen,
Halktan aldığı devletin bu kurumunu yönetme yetkisiyle bu gün bile vatandaşa hizmet etmeye devam eden belediyenin/devletin yapması gereken tüm hizmetlerini fazlasıyla gerçekleştirip, seçim öncesinde halka karşı tüm vaatlerini fazlasıyla gerçekleştirmiştir,
Öyle ki bu gün kentte kamunun kullandığı, yol, su, köprü, göl, gölet, cami, kanalizasyon vs bunları Adanalılara bu günden başlayarak 100 yıldan daha fazla hizmet yapacak şekilde gerçekleştirip sunmayı başaran efsane başkandır…
Halkın gönüllerdeki yeri;
Dün boştu, bu gün boş,
Yarın da hizmet bakımında yeri hiçbir zaman doldurulamayacaktır,
Teşekkürler Aytaç Durak Başkanım
Adana ve Adanalılar size minnettardır…
Sağlıklı, mutlu, nice yıllar halkla birlikte yaşamanızı gönülden dilerim…
En derin selam ve saygılarımı arz ederim…
ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026

